Şht. Erdoğan Yıldız Sokak NO:5, Kızılay Lefkoşa, KKTC
0392 444 ELIT (3548)

Tüp Bebek ve Mikroenjeksiyon

Kimlere Önerilir:

Tüp bebek tedavisi, bir yılı aşkındır aktif bir şekilde denemelerine rağmen gebelik elde edemeyen, ve basit infertilte tedavilerine yanıt vermeyen çiftlere önerilir. 

Gerekli Test ve Tetkikler:

Genel olarak infertilite tedavilerinden önce, erkek hastanın sperm analizi ve kadın hastanın yumurtalık rezervi ölçümü için hormon testleri ile ultrasound tetkiki istenir.

Tedavi Maliyeti:

Tüp Bebek tedavisi’nin Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi’ndeki tedavi ücreti 2,500 Euro’dur. Bu ücrete bulaşıcı hastalık testleri, konaklama ve ulaşım ücretleri dahil değildir.

Başarı Şansı:

Tüp bebek tedavisi’nin başarı oranları kişiye göre farklılık gösterir. Yaş, yumurtalık rezervi, sperm parametreleri ve rahim içi durumu bu farklılığa neden olan başlıca faktörlerdir.

Tüp Bebek ve Mikroenjeksiyon (ICSI) Tedavisi

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi’nin sunduğu başlıca tedavilerden biri de tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavisidir. İn-vitro fertilizasyon (IVF), diğer adı ile Tüp Bebek Tedavisi; erkekten elde edilen spermler ile kadından elde edilen yumurtaların laboratuvar ortamında yan yana bırakılarak döllenmesidir. Yumurta ve sperm hücreleri etkileşime girerek döllenme işlemi gerçekleştikten sonra, ilk etapta zigot adı verilen döllenmiş yumurta oluşur. Zigot geliştikçe embriyo haline gelir. Bir müddet laboratuvar koşullarında büyütülen ve ideal gelişme evresine geliştirilen embriyolar rahim içine transfer edililir.

Dünyada ilk olarak uygulanan tüp bebek tedavisi İngiltere’de 1978 yılında gerçekleştirildi. Bu tedavi, ilaçsız olarak, doğal gelişim gösteren yumurtanın yumurtalıklardan alınıp sperm ile döllenmesi ile gerçekleşmişti. Bu tecrübenin ardından, birçok gelişme yaşanan tüp bebek tedavilerinde artık yumurta geliştirici ilaçlar, ovülasyon zamanını ayarlayan hormonlar ve döllenmeye yardımcı laboratuvar yöntemleri mevcut. Tüm bu yöntemler, tüp bebek tedavilerinde başarı elde etme şansını oldukça yükseltmektedir.

Yukarıda anlatılan normal tüp bebek tedavisinden farklı olarak, yumurtanın içine direkt sperm enjekte edilmesi işlemine ise Mikroenjeksiyon veya Intrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu (ICSI) denir. Normal tüp bebek işleminde yumurtalar ve spermler yan yana bırakılıp döllenme işleminin olması beklenir, fakat mikroenjeksiyon işlemi ile döllenme şansa bırakılmaz. Bu yöntem ile, embriyolog mikroskop altında inceleyerek seçtiği sperm hücrelerini teker teker yumurtalara enjekte eder ve yumurtaların döllenmesinde sıkıntı olmamasını sağlar. Mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi ile yumurtanın döllenme başarısı normal tüp bebek yönteminden daha yüksektir. Merkezimizde Mikroenjeksiyon uygulaması standart olarak herhangi bir fiyat farkı alınmadan uygulanmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanır?

  1. Kadınlarda tubal (tüplerde) tıkanıklık olduğunda, sperm’in yumurtayı normal yollarla döllemesi oldukça zorlaşır. Normal şartlarda, cinsel birleşme sonrasında serviksten içeriye giren sperm hücreleri uzun bir seyahat sonrasında fallop tüplerine ulaşırlar. Fallop tüplerinde ovüle olmuş yumurta ile karşılaşırlar ve dölleme işlemi tüplerin içerisinde gerçekleşmiş olur. Tüplerde tıkanıklık olması, döllenme işleminin gerçekleşememesi anlamına gelir.
  2. Geçirilmiş PID (iç genital sistemde hasara yol açan pelvik enfeksiyonlar), fallop tüplerinin hücresel yapısına zarar verdikleri için gerek ovülasyon sonrası yumurta’nın fallop tüpüne geçişine, gerekse sperm’in bu kanallardan geçerek dölleme sağlamasına engel olmaktadırlar. Bu tür durumlarda, tüp bebek tedavisi ile dölleme laboratuvar ortamında gerçekleştirilerek olgunlaşmış embriyolar direkt rahim içerisine bırakılır ve tüplerdekı veya diğer dokulardaki hasar’ın yarattığı sıkıntı bertaraf edilmiş olur.
  3. Endometriyoz ve endometrioma (çikolata kisti) olan hastalarda gerek yumurtalıklardaki negatif ortam, gerek tüplerdeki sorunlar, gerekse sperm’e karşı peritoneal makrofaj hücrelerinin saldırısını ekarte etmek için tüp bebek tedavisi uygun bir seçenektir.
  4. Over (yumurtalık) rezervinde azalma yaşayan hastalarda hiç vakit kaybetmeden tüp bebek tedavisi uygulanması gerekir. Aşılama gibi basit tedaviler genellikle genç yaştaki hastalar için uygun bir başlangıç noktası olabilir, fakat over rezervi azalmış olan hastalarda aşılama tedavisi istenilen sonuçları vermeyecektir. Bu yüzden, bu hasta grubuna doğrudan tüp bebek tedavisi uygulanmalıdır.
  5. Rahim ağzı (serviks) ile ilgili yapısal bozukluklarda (doğumsal/edinsel), sperm’in geçişi engelleneceği için aşılama veya tüp bebek tedavileri uygun olacaktır. Şayet hasta’nın yaşı genç ise, ilk etapta aşılama tedavisi ile başlanarak, eğer aşılama tedavisinden yanıt alınmazsa o zaman tüp bebek tedavisine geçilebilir. 30 yaş üzeri hastalarda doğrudan tüp bebek uygulamasına geçmek daha doğru olacaktır.
  6. İleri kadın yaşında, yumurtalık rezervinde ve yumurta kalitesinde büyük bir düşüş yaşanır. Bu yüzden, basit tedavilerle vakit kaybetmeden tüp bebek tedavisi uygulanması en doğru seçenektir.
  7. Tekrarlayan düşüklerde, öncelikle düşüklerin sebepleri araştırılmalıdır. Şayet çiftlerin birinde veya oluşan embriyolarda genetik bir hasar söz konusu ise, tüp bebek tedavisi’nin yanı sıra, pre-implantasyon genetik tanı ile embriyoların genetik analizi yapılmalıdır. Pre-implantasyon genetik tanı hakkında daha detaylı bilgi için ‘Genetik Tanı‘ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
  8. Erkek partner ile cinsel işlev bozukluğu veya cinsel ilişki yokluğunda, aşılama ve tüp bebek tedavilerine başvurulabilir.
  9. Erkek partnerin sperm sayısı veya hareketliliğinin çok düşük olduğu durumlarda normal yollarla gebelik elde etmek mümkün olmayabilir. Aşılama yönteminde de belli sayıda sperme ihtiyaç duyulur. Tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavisinde çok az miktarda canlı sperm hücresi olsa bile, dölleme işlemi gerçekleştirilerek embriyo oluşumu sağlanabilir.
  10. Daha önceden aşılama gibi basit tedavilerden sonuç alınamamışsa, sonraki aşamada tüp bebek tedavisine başvurulur.

Tüp Bebek Tedavisinden Önce Yapılması Gereken Testler Nelerdir?

Tüp Bebek tedavisi yönteminde hastanın yaşı, hormon tetkikleri ve ultrasonografi sonucu esas alınarak tedavi planı çıkartılmalıdır. Hem erkek hem de kanının belli başlı test ve tetkiklere tabi tutulması ve kapsamlı bir infertilite öyküsü alınması çok önemlidir. Bazen, önemsiz görünen bir detay bile infertilite ile akakalı olabileceğinden, hiçbir detayın atlanmaması, ve evde beslenen evcil hayvanlara kadar kayıt tutulması gerekir. Bu sayede, hem kısırlık sebepleri her boyutu ile araştırılmış olur, hem de ve yumurta gelişimi için uygulanacak olan ilaç tedavisi için gerekli veri toplanır.

Bir çifte IVF/ICSI tedavisi önerilebilmesi için, öncelikle kadında ve erkekte dört temel infertilite (kısırlık) araştırmasından geçmiş olması gerekir. Bu araştırmalar; hastalara mevcut duruma göre hangi tedavi şeklinin uygun olacağının belirlenmesi için gereklidir. Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi olarak temelde yapılması gereken araştırmaları şu şekilde listeleyebiliriz:

Kadın için:

  • Sistemik ve Lokal fizik muayene: Bazal jinekolojik muayene ve jinekolojik ultrasonografi ile vajen, serviks ve uterusa (rahime) ait temel anatomik bozukluklar değerlendirilir, overlere ( yumurtalıklara) ait yapısal ve/veya hormonal bozukluklara bakılır.
  • Hormon profili testleri: FSH, LH, E2, Prolaktin, TSH, Progesteron ve AMH hormon testleri bakılır. Bu hormon değerleri, hem yumurtalık fonksiyonlarını, hem de genel olarak endokrinolojik tabloyu görmemizi sağlar.

Erkek için:

  • Sistemik ve Lokal fizik muayene
  • Semen analizi: Sperm kalitesinin anlaşılabilmesi için; Sperm sayısı ve hareketliliğinin değerlendirilmesi, detaylı morfolojik değerlendirme, yıkama sonrası sperm değerlerine bakılır. Sperm parametreleri eğer dünya sağlık örgütü’büb belirlemiş olduğu kriterlerin altında ise, ek sperm testleri de talep edilebilir.

Kadının yaşı, hormon tetkikleri, ultrasonografi sonucu ve erkeğin sperm kalitesi referans alınarak, şayet ek bir şüphe varsa, ekstra bazı test ve tetkikler talep edilir. Mesela tekrarlayan gebelik kayıpları veya tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıkları, ek test ve tetkikler için çok önemli verilerdir. Eğer bu tür sorunlar mevcut değilse, infertilite öyküsü ve yapılan test/tetkiklerin sonucunda kişiye özgün bir tedavi şeması çıkartılır. Tedavi şeklinin seçimi, başarı için önemli bir karardır. Bu nokatada hasta ve doktor birlikte karar verirler.

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezinde IVF/ICSI Tüp bebek Tedavisinin aşamaları Nelerdir?

Gerekli infertilite öyküsü alındıktan ve gerekli test ve tetkikler yapıldıktan sonra, tedavi aşaması başlar. Bu noktada, tedavi aşamaları aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

1- Tedavi Protokolüne Karar Verilmesi:
Kadının hormon değerleri, yaşı ve infertilite öyküsü de göz önünde
bulundurularak, yumurta geliştirici tedavinin nasıl bir protokol ile
uygulanacağına karar verilir. Yaşı genç, hormon değerleri optimal
seviyede ve adetleri düzenli olan hastalarda prematür lutinizasyonu
engellemek ve yumurtaların kendi kendilerine çatlama riskini bertaraf
etmek için GnRh agonist protokolü uygulanır. Buna halk arasında uzun
protokol de denir.

Yaşı daha ileri olan ve ‘poor responder’ olarak adlandırılan, yani, yumurta rezervi düşük olan hastalarda ise bu protokol yerine GnRh antagonist protokolü tercih edilir. Bunun sebebi, bu tür hastalarda uzun protokol uygulandığı takdirde yumurtalıklar çok fazla baskılanabilir ve tüp bebek tedavisinde istenilen yanıt alınamayabilir.

Aynı zamanda, polikistik over tanısı konmuş (PKOS) hastaların yumurtalıkları ilaç tedavisine normalden fazla tepki verdikleri için, hiperstimülasyon riski oluşmaktadır. Hiperstimülasyon, yumurtalıkların gereğinden fazla uyarılması ve çok fazla yumurtanın gelişmesi durumudur. Bu durumda, yumurtalıkların çok fazla tepki vermesi, kadında ciddi bir rahatsızlığa sebebiyet vereceği için, bunun önlenebilmesi açısından GnRh antagonist protokolü tercih edilir.

2. Yumurtalıkların Uyarılması ve Yumurta Gelişimi: Tüp bebek tedavisinde yumurta geliştirici aşama adetin ikinci veya üçünü günü başlar. Bu aşamada, kadın, yumurta geliştirici iğneler kullanır. Yumurta gelişimi, beyin ve yumurtalık arasında gönderilen sinyallerle sağlanır. Bu sinyaller, normal fizyolojik olguları taklit ederek yumurta gelişimini sağlamaya çalışır. İlacın dozuna göre, yumurtalıkların vereceği tepki ayarlanır. Tedavi başlangıcında ve tedavi süresince belli aralıklara folikül gelişimi ultrason ve hormon değerleri takip edilerek ilaç dozları belirlenir. Tüp bebek tedavisinde amaç istenen kalite ve sayıda yumurta elde etmektir. Aşağıdaki görselde, sinyal gönderiminin nasıl gerçekleştiği gösterilmektedir:

Normal şartlarda hipotalamustan salgılanan GnRh hormonu hipofiz bezini tetikler. Hipofiz bezi tetiklendikten sonra FSH ve LH hormonlarını üretir ve salgılar. Bu salgılamanın ardından yumurtalıklar gerekli sinyali alır ve yumurtalıktaki küçük foliküller büyümeye başlar. Normal bir adet döngüsünde salgılanan FSH ve LH miktarları tek bir yumurtanın büyümesine izin verecek şekilde ayarlanır. Bu, yumurtalıklardan hipofiz bezine giden geri bildirimle alakalıdır. Tüp bebek tedavilerinde FSH ve LH hormonları, yumurta geliştirici iğneler ile takviye edilir. Normalde vücutta üretilenden daha yüksek miktarlarda verildiği için, tek yumurta yerine birden çok yumurta gelişimini hedefler. 

3. Yumurta toplama işlemi: Yumurta
çatlatma iğnesi (HCG) genellikle yumurtaların 18-20 mm büyüklüğe
eriştiğinde uygulanır. HCG uygulandıktan ortalama 35 -36 saat sonra
yumurtlama (ovulasyon) olayı meydana gelir ve buna bağlı olarak yumurta
toplama işlemi (oocyte pickup-OPU) gerekleştirilir. Yumurta toplama
işlemi (oocyte pickup-OPU) vajinal ultrason eşliğinde yumurtalık içine
iğne ile girilerek yumurta içeren folikül adı verilen içi sıvı dolu
yapıların toplanmasıdır. Yumurta toplama işlemi, işlemin hassasiyetinden
ötürü genel anestezi altında yapılır. İşlem 15-20 dakika kadar sürer.
Kullanılan yeni jenerasyon anestesi maddeleri sayesinde hasta çok kısa
bir süre uyutulur ve hemen işlemin ardından çok rahat bir şekilde
uyanır. Yumurta toplama işlemi sonrasında 1-2 saat dinlendikten sonra
hasta eve yollanır.

4. Sperm Örneğinin Alınması: Yumurta toplama işlemi ile eş zamanlı olarak erkek partnerin de sperm örneği alınır. Sperm örneği, bu iş için ayrılmış özel bir odada alınır. Kişi mastürbasyon yoluyla sperm örneğini özel bir kaba toplar. Elde edilen sperm örneği öncelikle analiz edilir ve semenin volümü, yoğunluğu, kıvamı, spermlerin sayısı, hareketlilik oranı ve morfolojisi (yapısı) rapor edilir. Semen, hem nitelik hem de nicelik açısından değerlendirilir. Sperm örneği verilmeden öncei 2 ile 5 gün arası cinsel perhiz istenir. 2 günden kısa veya 5 günden uzun cinsel perhiz dönemi sperm parametrelerini olumsuz etkileyeceğinden ötürü 2-5 gün dönemi önemli bir kriterdir.

5. ICSI (Mikroenjeksiyon) uygulaması:

Intrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu (ICSI), tüp bebek tedavisine ek olarak yapılan bir laboratuvar uygulamasıdır. Mikroenjeksiyon (ICSI) yönteminde erkeğin spermlerinin içerisinden morfolojik olarak en iyisi seçilir ve kadının yumurta hücresinin içerisine laboratuvar ortamında enjekte edilir. ICSI yöntemi ile döllenme başarısı daha yüksek olduğundan, merkezimizde ICSI standart olarak uygulanmaktadır. ICSI uygulandıktan sonra oluşan zigotlar inkübatöre yerleştirilir ve gelişimleri takip edilir. Embriyo gelişimi günlük olarak aşağıdaki şekilde gerçekleşir:

6. Embriyo Transferi: Embriyo transferi 5-10 dakika kadar süren kısa bir işlemdir. ICSI işleminden sonra elde edilen embriyolar 3. gün veya 5. gün, yani 8 hücreli aşamada veya blastosist aşamasında rahim içerisine transfer edilebilir. 

8 hücreli embriyo veya blastosist embriyo transferi arasında tercih yapılması gerektiği zaman, embriyo sayısı ve embriyo kalitesi göz önünde bulundurularak karar verilir. Normal şartlarda blastosist embriyo transferi ile başarı şansının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Fakat rahim içerisinde yaşama şansına sahip olan bazı embriyolar inkübatör ortamında blastosist aşamasına kadar gidemeyebilirler. Bu da, 3. gün transfer yapmak yerine 5. günü beklediğimiz zaman bazı embriyoların kaybına yol açabilir. Bu yüzden, tüm parametreler göz önünde bulundurularak transfer gününe karar verilir.