Şht. Erdoğan Yıldız Sokak NO:5, Kızılay Lefkoşa, KKTC
0392 444 ELIT (3548)

PRP Kök Hücre ile Menopozdan Sonra Hamilelik

Kimlere Önerilir:

PRP uygulaması, genellikle ileri yaşta olup yumurtalık rezervleri oldukça azalmış olan veya menopoza girmiş olan kadınlarda yumurtalık aktivitesini yeniden başlatmayı hedefleyen bir tedavi şeklidir.

Gerekli Test ve Tetkikler:

Genel olarak infertilite tedavilerinden önce, kadın hastanın yumurtalık rezervi ve rahim içi bulguları için yumurtalık rezervi testleri ile ultrasound tetkiki istenir. 

Tedavi Maliyeti:

PRP tedavisinin maliyeti 1,500 Euro’dur. Bu maliyetin içerisinde yapılan tüm medikal ve laboratuvar işlemleri ile bulaşıcı hastalık tetkikleri mevcuttur. Konaklama maliyete dahil değildir, fakat hasta kordinatörlerimiz size otel rezervasyonu konusunda yardımcı olacaktır.

Başarı Şansı:

Bu tedavi henüz çok kısıtlı klinik uygulama alanına sahip olduğu ve sadece dünyada birkaç merkezde uygulandığı için henüz genel başarı hesaplanacak yaygınlıkta değildir. Bizim klinik olarak başarımız %60’ların üzerinde bir yumurtalık aktivitesi artışına işaret etmektedir.

PRP ile Over Rejuvenasyonu Hakkında Genel Bilgi:

Platelet Enjeksiyonu ile Menopoz Sonrası Gebelik Mümkün Mü?

İleri yaşlarda gebelik elde etmek, tıp dünyasının mümkün kılabilmek için üzerinde epeyce uğraştığı konulardan biridir. Bugüne dek bildiğimiz ve tekrarladığımız bir gerçek, her kadının belirli bir yumurta rezervi ile dünyaya geldiği, ve bu rezervin ergenlik çağından itibaren her ay ovülasyon ile birlikte azaldığı idi. Her ay, belirli miktarda yumurta, ovülasyona ulaşmak için hazırlanır, ve gebelik elde edilmediği takdirde adet kanaması ile birlikte kaybolurlar. Bu süreç, ta ki rezervler tükenene kadar devam eder. Ekseriyetle 40 yaş üzeri kadınlarda yumurta rezervi oldukça azalmış durumdadır. 45 yaş üzerinde ise rezerv yok denecek seviyelere gelmiş, ve mevcut yumurta kalitesi hem gebelik elde edebilme, hem de genetik bütünlük açısından oldukça zayıflamıştır.

Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan klinik deneyler ve araştırmalar sonucunda, yumurtalıklarda aktif olmayan yüzeysel hücrelerin varlığı tespit edilmiştir. Çalışmaların sonucunda, bu hücrelerin yeterince uyarıldıkları zaman, yumurta hücresine dönüşme potansiyelleri ortaya çıkmıştır. Aktif olmayan bu kök hücre yapısındaki hücrelerin aktive edilmesi, ve yeni yumurta üretiminin başlatılması, kadın üreme fizyolojisi ve infertilitesi hakkında bugüne dek bildiğimiz tüm bilimsel gerçeklikleri değiştirecek nitelikte bir buluştur.

Yine Amerika Birleşik Devletleri, Harvard Üniversitesi’nde hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, kişinin kendi kanından elde edilen ve laboratuvar ortamında zenginleştirilen trombositlerin (plateletler) yumurtalıklarda durağan olan kök hücreleri aktif hale getirebildiğini ve yeni yumurta üretimini tetiklediği sonucuna varılmıştır.

Kişinin kendi kan örneğinden elde edilen platelet konusundan zengin plazma’nın laboratuvar ortamında uygun koşullar sağlandıktan sonra yumurtalıklara direkt olarak enjekte edilmesi, potansiyel olarak yumurtalıklardaki kök hücreleri aktif haline getirerek yeni yumurta üretimini tetiklemesi anlamına gelecektir. Bu durumda, erken yaşta over yetmezliği tanısı konmuş, veya menopoza girmiş kadınlarda bile yeniden yumurta üretiminin sağlanması mümkün gözükmektedir.

Platelet (Trombosit) Ne işe Yarar?

Trombositlerin insan vücudundanki en önemli görevlerinden biri, kan pıhtılaşmasını sağlamasıdır. Pıhtılaşma, trombositlerde yer alan trombosit faktörleri sayesinde mümkün olmaktadır. Ayrıca, damarların yaralanması veya zedelenmesi durumlarında da damarların daraltılması ve büzüşmesi işlemi de trombositlerin görevlerinden biridir. Damar hasarları oluştuğunda, trombositler bir araya gelerek bir tabaka oluştururlar. Bu tabaka sayesinde, kanamanın durdurulması sağlanır. Aynı zamanda, plateletler, yani trombositler, hasarlı dokuları algılayabilen ve bu dokulara yapışarak belli başlı kimyasalların salgılanmasını sağlayan unsurlardır.

Plateletlerin mevcut kullanım alanları arasında dermatolojik anti-aging uygulamaları, saç kökü rejenerasyonu ve yumuşak doku onarımı gibi uygulamalar yer almaktadır. Bu uygulamalar yıllardır başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

Plateletlerin en önemli özelliği ise, içerilerinde oldukça fazla miktarda büyüme faktörü içermeleridir. İşte tam da bu özellik, yumurtalıklardaki durağan kök hücrelerin aktivasyonu için önemli bir rol oynamaktadır. Bu büyüme faktörlerinin başlıcaları, epidermal büyüme faktörü, vasküler endotelyal büyüme faktörü, trombosit kökenli büyüme faktörü, transforming büyüme faktörü alfa ve beta, insülin benzeri büyüme faktörü ve hepatosit büyüme faktörüdür. Bu büyüme faktörleri kollektif bir şekilde doku rejenerasyonu’nu sağlamak için hücre büyümesi, farklılaşması ve oksijen ulaşımı gibi konularda çalışırlar. Tüm bu büyüme ve doku onarımı aktivitelerini yürütürken, bunları inflamasyon sağlamadan yürütebilmeleri de ayrıca bir özelliktir. Bu özellik, anti-inflamatuar tepkisi bulunan hepatosit büyüme faktörü sayesindedir.

Bu özellikleri göz önünde bulundurduğumuz zaman, plateletlerin yüksek konsantrasyonlarda yumurtalıklara enjekte edilmesi, gerek hücre büyümesini sağlamakta, gerekse hücrelerin yumurta hücresine farklılaşabilmesini mümkün kılmaktadır. Bugüne dek yapılan vakalarda gözlemlediğimiz önemli bir ayrıntı ise, kadınların menopoza girmelerinin bu işlem için bir engel teşkil etmiyor olmasıdır. Kısaca, menopoz sonrasında bile yumurta üretimini sağlamak mümkün olabilmektedir.

Platelet enjeksiyonlarının en büyük özelliklerinden biri ise, kişinin kendi kan örneğinden elde edilmesinden ötürü herhangi bir alerjik reaksiyona sebebiyet vermemesidir. Verilen plateletlerin vücut tarafından reddedilmesi de söz konusu değildir.

Bugüne dek yaptığımız işlemler sayesinde birçok kadında adet kanamalarının yeniden başladığını gözlemlemiş bulunmaktayız. Bununlar birlikte, bu işlemden sonra doğal yollarla gebelik elde eden hastalarımız ve yine bu işlem sonrasında tüp bebek tedavisi ile gebelik elde eden hastalarımız mevcuttur. Bununla birlikte, gebelik elde edemediğimiz hastalarımız da mevcuttur. Bu da, platelet enjeksiyonu uygulamasının henüz oldukça başında olduğumuzu, ve daha ileri aşama çalışmalarla belki de tüm kadınlara bu yöntemle yardım edebilecek noktaya gelebileceğimizi göstermektedir. Şu an, bir klinik çalışma düzeyinde sunduğumuz bu hizmet, ortalama olarak her 10 kadından 6’sında pozitif bir gelişme sağlamıştır. Bu da, yan etki profili oldukça düşük, doğallığa oldukça yakın ve maliyeti de düşük sayılabilecek bir tedavi için oldukça başarılı bir sonuçtur. Şu an, bu tedaviyi dünyada uygulayabilen birkaç merkezden biri olarak, infertilite tedavilerinde bir öncülük daha yapmanın gururu içerisindeyiz.

Platelet enjeksiyonu tedavisinin yan etkileri yok denecek kadar azdır. Bunun sebebi, kişinin kendi kanından ayrıştırılmış plateletlerin yine kişinin kendi organına enjekte edilmesidir. Bu durumda herhangi yabancı bir madde’nin vücyuda verilmesi söz konusu değildir. Yine de bu işlem normal bir yumurta toplama işlemi gibi sedasyon altında yapılacağı için, hasta’nın kısa süreli olarak uyutulmasını gerektirecektir.

Platelet Enjeksiyonu Öncesi Neler Yapılması Gerekir?

En önemli unsurlardan bir tanesi, platelet enjeksiyonu öncesi ve sonrası’nı kıyaslayabilmek için hem prosedür öncesi hem de prosedür sonrası belli başlı testlerin yapılmasıdır. Bunlar, tedavi yapılmadan hemen önce ve tedavi yapıldıktan 3 ay sonra yapılmalıdır. 3 ay, oogenez aktivasyonu için gerekli minimum süreçtir. İstenilen testler:

  • CA-125 ve diğer gerekli görülen tetkikler
  • Antral folikül sayısı (ultrasound tetkiki ile yumurtalıklardaki folikül sayısına bakılması)
  • FSH, LH, Estradiol hormon testleri
  • AMH hormon testi

Prosedür öncesinde merkezimizde gerekli kan testleri ve bulaşıcı hastalık testleri yapılmaktadır.

PRP Tedavisi ile Menopoz Sonrası Gebelik: Sıkça Sorulan Sorular

PRP Herkese Uygulanabilir Mi?
PRP tedavisi gerek yumurtalık rezervi oldukça azalmış kadınlarda, gerkese menopoza girmiş kadınlarda uygulanabilir. Yumurtalıklarda ciddi bir patolojik sorun olmadıktan sonra bu tedavinin uygulanmasında herhangi bir sakınca yoktur. Patolojik sorun, daha önceden kanserleşme olması, veya şu an kanserleşen hücrelerin bulunmasını içerir. Her ne kadar da PRP tedavisi kişinin kendi kan dokusundan alınan plateletlerle yapılsa da, eğer yumurtalıklarda kanserleşme mevcutsa, plateletlerdeki büyüme faktörleri bunları daha da çok tetikleyebilir. Bu yüzden, tedavi öncesi belli başlı testler istenir. PRP tedavisinde amaç, yumurtalıkların içinde yer alan kök hücreleri aktif hale getirmek, ve bu kök hücrelerin yumurta hücresine dönüşmesin, sağlamak. Bu uygulama ile genellikle hedefimiz üç ya da dört ay içerisinde yumurtalık rezervinizde pozitif bir gelişme kaydetme ve tüp bebek tedavisi ile sonuç alabilmektir.

PRP Tedavisinin etkileri Ne kadar sürer?
Bizim şu ana kadar gözlemlediğimiz başarılı vakalarda ekseriyetle PRP tedavisinin ardından 3-4 ay içerisinde etki gözlemlendiğidir. Fakat bu kadar yeni bir tedavinin uzun vadedeki etkisini tahmin edebilmek zor. Yani etki sadece 7-8 aylık birkaç kez yumurta üretimi sağlayan bir etki mi yoksa devamı gelir mi, elimizdeki verilerle kesin birşey söylemek zor. Bu yöntem henüz çok yeni bir tıbbi ilerlemedir. Bu yüzden sonuçların kalıcılığı konusunda emin olamayız, fakat tedavinin birkaç kez uygulanmasında bir sakınca olmayacaktır.

PRP Tedavisi Nasıl Bir Tedavidir?
PRP tedavisi, kendi kanınızın içerisinden izole edilen plateletlerin (kan dokusunun içerisinde bir hücre türü) laboratuvar ortamında zenginleştirilerek yumurtalık içerisine enjekte edilmesi şeklinde yapılır. Bu tedavinin amacı, zenginleştirilmiş plateletlerin içinde bulunan büyüme faktörlerinin, yumurtalıklarda mevcut durağan kök hücreleri tetiklemesi ve büyütmesidir. Bu şekilde, yumurtalıklardaki kök hücreleri yumurta hücresine çevirebiliyoruz. Gerek rezervi azalmış olan hastalarda, gerekse menopoza giren hastalarda başarı elde edebiliyoruz.

PRP Tedavisinin Başarı Oranı Nedir?
Başarı oranı kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Şu ana kadar yaptığımız vakalarda ortalama olarak her 10 kadının 6’sında yumurta rezervlerinde artış gözlemlenmiştir. Bu da %60 civarında bir başarı olarak düşünülebilir. Fakat geriye kalan kadınlarda da başarı elde etmek için ekstra nelerin yapılması gerektiğini, bu grup kadınlarda ortak özelliklerin neler olduğunu ve işlemin bu kadınlar için nasıl farklılaştırılabileceğini sürekli araştırma içerisindeyiz. Hedefimiz her tedavi sunduğumuz kadının yumurtalık rezervinde artış elde etmektir. Şu an bilimsel olarak bu tedaviyi sunan dünyadaki üç merkezden biriyiz ve bu tedavinin ötesinde yumurta geliştirici mevcut başka bir alternatif yok. Bu yüzden mevcut başarı oranları da aslında çığır açan niteliktedir.

Yumurtalıklarda Var Olan Kök Hücreler de Yaşlı Değil Mi?
İşin aslı, bu soruya şu anki klinik çalışmalar ve takip ettiğimiz yayınlar ışığında cevap verebiliriz, çünkü bu doğrultuda kesinleşmiş ve herkes tarafından kabul görmüş bir kanı yok. Vücutta bulunan kök hücrelerin de bizimle birlikte yaşlandığını biliyoruz. Ayrıca yaşlanan kök hücrelerin daha genç kök hücrelere oranla fonksiyonlarında düşüş ve farklılaşma becerilerinde düşüş gözlemlendiği raporlanmıştır. Fakat, büyük bir havuz içerisinde farklılaşma becerisini kaybetmemiş olan daha az sayıda kök hücrenin aktive edilmesi de oldukça önemli bir olgudur. Yani tüm kök hücrelerin başarılı bir şekilde aktif hale getirilmemesi, sadece küçük bir bölümünün fonksiyonel hale getirilebilmesi de hedefe ulaşmak için yeterlidir.

Oluşan Yumurtalar Sağlıklı Olur Mu? Kaliteleri Düzgün Olur Mu?
PRP tedavisinin sonrasında kök hücre aktivasyonu ile yeni hücre oluşumu sağlanabiliyorsa, bunların genetik açıdan da düzgün bölünebilmesi (mayoz bölünme safhasında) önemlidir. Bu yüzden, PRP tedavisinin akabinde iki aylık bir hormon kokteyli uyguluyoruz. Bunun hedefi de oogenez (yumurtaoluşumu ve gelişimi) safhalarında gerekli büyüme faktörlerinin takviyesini yapabilmektir.

Yumurtaların kalitesine geldiğimizde, kalitenin anlaşılmasının tek yolu laboratuvar ortamında gözlemlemektir. Bununla birlikte, şayet tüp bebek tedavisi ile bir hamilelik planlama aşamasına gelinmişse, pre-implantasyon genetik tanı (Yeni jenerasyon dizileme) metodu ile kromozomal analiz yapmak doğru olacaktır. Bu yöntem sayesinde elde edilen embriyoları kromozom yapısı olarak inceleyebilir, ve sağlıklı olanları seçebiliriz. Şu ana kadar yapılmış olan vakalarda, standart tüp bebek tedavilerinde yapılan analizlerde ortaya çıkan genetik problemlerin dışında bir genetik problem olgusuna rastlanmamıştır.

PRP Tedavisinin Ücreti Ne Kadardır?
Kıbrıs Tüp Bebek Merkezinde PRP tedavisinin ücreti 1,500 Euro’dur. Bu, her iki yumurtalığa yapılacak olan tedaviyi kapsar. Ayrıca merkezimizde yapılan konsültasyon ve gerekli tüm test ve tetkikleri de içerir. Bu maliyetin içerisinde tedaviye başlanmadan önce sizin yaptırmanız gereken testler ve tedavi sonrasında kullanacağınız ilaçlar dahil değildir.

PRP Tedavisi için Kıbrıs’ta Kaç Gün Kalınmalıdır?
İki günlük bir konaklama tedavinin yapılması için yeterlidir. Tedavinin kendisi, tüp bebek tedavilerinde yapılan yumurta toplama işlemi kadar süren bir işlemdir. Sedasyon altında yapılır ve işlem öncesi yemek yemeden ve birşey içmeden işleme gelinmelidir.

PRP Tedavisinden Önce Hangi Test ve Tetkikler Yapılmalıdır?
Öncelikle yumurta rezervinizin ölçülmesi için hormon testleri istenir. Bununla birlikte antral folikül sayısına bakılır. Bunların amacı, tedavi öncesi ve sonrası durumu mukayese ederek elde edilen başarıyı ölçmektir. Aynı zamanda bizim Kıbrıs’ta yapacağımız testlere ek olarak hazırlık aşamasından önce CA testleri gibi malignant oluşumları gösterebilecek testler istenir.