Şht. Erdoğan Yıldız Sokak NO:5, Kızılay Lefkoşa, KKTC
0392 444 ELIT (3548)

Tüp Bebek Tedavisinde Genetik Tanı

Kimlere Önerilir:

Pre-implantasyon genetik tanı, hamilelik öncesinde tüp bebek tedavisi sonucunda oluşmuş olan embriyoların genetik olarak analiz edilmesi işlemidir. Gerek ailede mevcut genetik geçişli hastalıkların önlenmesi, gerekse kromozom analizi için uygulanabilmektedir. 

Gerekli Test ve Tetkikler:

Genel olarak infertilite tedavilerinden önce, erkek hastanın sperm analizi ve kadın hastanın yumurtalık rezervi ve rahim içi bulguları için ile ultrasound tetkiki istenir. Genetik tanı gerektiren bir bulgu mevcutsa, bu bulgu hakkında detaylı raporlamaya da ihtiyaç duyulacaktır.

Tedavi Maliyeti:

Pre-implantasyon genetik tanı, farklı metodlarla ve farklı sebepler için yapılmaktadır. Full kromozom analizi için yapılacak olan yeni nesil dizileme (Next generation sequencing) 2,500 Euro tüp bebek ücretine ilaveten embriyo başına 500 Euro’dur. Tek gen analizi için maliyet 6,500 Euro’dur.

Başarı Şansı:

Genetik tanı tedavilerinde hastaların kendi yumurta ve sperm hücreleri kullanıldığı zaman başarı şansı hastaların yumurta ve sperm kalitesine, yaşlarına ve genel sağlık durumlarına paralellik gösterir. Genetik hastalığın embriyoya geçiş sıklığı da başarı şansını etkileyen önemli bir faktördür.

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezinde Genetik Tanı Yöntemleri

Genetik rahatsızlıklar, eskiden birer tatsız sürpriz olarak karşımıza çıkan durumlardı fakat artık genetik bilgi birikiminin artışı ve genetik tanı yöntemlerinin ilerlemesi ile birlikte birçok genetik hastalığın tanı ve tedavisi mümkün olabilmektedir.​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​ Genetik testlerin hamilelik öncesinde yapılabilmesi, ve doğacak olan çocuğunuzun kromozom analizinin yapılabilmesi de artık günümüz teknolojisi ile mümkündür.

Hamilelik öncesinde genetik tanı sadece tüp bebek tedavisi ile mümkündür. Bunun sebebi, gebelik sağlayacak olan embriyonun analiz edilebilmesi için öncelikle bu embriyodan biyopsi elde edilmesi ve bu biyopsinin genetik testlerden geçmesi gerekir. Anne rahminde oluşan doğal gebeliklerde bu kadar erken dönemde genetik analiz yapmak mümkün olmayacaktır. Tüp bebek tedavilerinde, embriyolar laboratuvar ortamında yaratıldıkları için, anne rahmine yerleştirilmeden önce genetik tetslerin yapılması mümkü olur. Tüp bebek tedavisinin nasıl yapıldığı hakkında daha detaylı bilgi için ‘Tüp Bebek ve Mikroenjeksiyon‘ bölümümüzü ziyaret edebilirsiniz.

Tüp bebek tedavilerinde, kadından elde edilen yumurtalar, erkek partnerin sperm hücreleri ile döllenir ve zigot adı verilen oluşum meydana gelir. Zigot, bir bebeğin oluşumundaki en ilk aşamadır. Bu aşamadan sonraki aşamaya embriyo adı verilir. Embriyo aşamasının da kendi içerisinde farklı safhaları vardır. Belli gelişim seviyesine geldikleri zaman, her bir embriyodan biyopsi metodu sayesinde bir veya birden çok hücre elde edilir. Embriyo’nun gelişim aşamaları aşağıdaki görselde görülmektedir:

Embriyo Gelişim Aşamaları:

Birçok deneme ve yanılma metodu sonucunda, en etkin embriyo biyopsi alınma aşamasının 8 hücre ve sonrasında olduğu kanısına varılmıştır. 8 hücre aşamasında alınan biyopside tek bir hücre alınabilmektedir. Birden çok hücre alınması halinde embriyonun gelişimi negatif yönde etkilenebilmektedir.

Blastokist aşamasına ulaşan embriyolarda hücre sayısı oldukça fazla olduğu için çok sayıda hücre alınması embriyonun gelişimini negatif olarak etkilemeyecektir. Bu yüzden, blastokist aşamasında alınan embriyo biyopsisi daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde embriyoların 3. gününde alınan biyopsi ile bakılamayan genetik durumlara da bakma şansımız olur. Mesela bazı genetik hastalıklarda mozaisizm söz konusu olabilir. Mozaik embriyoların bazı hücrelerinin genetik kompozisyonu diğer hücrelerinden daha farklı olabilmektedir. 3. gün biyopsisi ile yapılan FISH analizinde bunu tespiti mümkün olmayacaktır fakat blastokist biyopsisi ile yeni nesil dizileme yöntemi ile mozaik embriyolar tespit edilebilir.

Pre-implantasyon genetik tanı (PGT veya PGD), aslında çok değerli bir genetik tanı metodudur. Bu yöntemin geliştirilmesi sayesinde, artık birçok genetik hastalık, hamilelik aşamasından önce tespit edilebilmektedir. Bu sayede, hamilelik esnasında anlaşılan ve kürtaja gidebilen gebeliklerin önüne geçerek kadınların bu tür travmalar yaşamasının önüne geçilebilmektedir.

PGT ile Genetik Tanı Yöntemleri Kimlere Uygulanır?

PGT ile embriyoda genetik tanı uygulaması birçok durumda uygulanabilmektedir. Genelleme yapıldığı zaman, PGT uygulaması iki ana gruptaki hastalar için önerilir:

1- Ailesinde genetik geçişli hastalık öyküsü bulunan ve bu genetik hastalığı bilinen kişilerde:

Mesela otozomal kalıtımı olan hastalıklar, X-kromozomlu kalıtılan hastalıklar veya bilinen tek gen hastalıkları bu gruba dahil olan hastalıklardır. PGT yöntemi ile genetik mutasyon tespit edebileceğimiz tek gen hastalıkları şu şekildedir:

Achondroplasia
Agammaglobulinemi, Tip 1
Alfa 1 Antitripsin Eksikliği
Alport Sendromu
Argininosuccinic Aciduria (ASL)
Ataxia-Telangiectasia
Alagille Sendromu
Apert Sendromu
Aplastik Anemi
Canavan Hastalığı
Charcot Marie-Tooth Disease, Axonal, Tip IIE
Citrullinemia, klasik

Complex IV Eksikliği (Leigh Sendromu, SURF1)
Connexin 26 Konjenital Sağırlık
Epidermolysis Bullosa Dystrophica
Fabry Hastalığı
Familial Mediterranean Fever (FMF)
Fankoni Anemisi
Frajil-X Sendromu
Fenilketonüri
Galaktosemia
Gangliosidozis, Tip 1(GM1)
Gaucher Hastalığı, Tip 1
Glikojen Depo Hastalığı, Tip 2

Mucopolysaccharidosis Tip 1 (Hurler Syndrome)
Mucopolysaccharidosis Tip 2 (Hurler Syndrome)
Muskular Distrofi, Duchenne Tipi (DMD)
Muskular Distrofi (DM1)
Neimann Pick Hastalığı
Neurofibromatozis Tip 1
Neurofibromatozis Tip 2
Peutz-Jeghers Syndrome; PJS
Polikistik Böbrek Hastalığı Otomozal Dominant Tip 1
Polikistik Böbrek Hastalığı Otomozal Dominant Tip 2
Pompe Hastalığı
RH uyuşmazlığı

Talasemi
Hemofili A
Retinitis Pigmentoza
Rett Sendromu
Smith-Lemli-Opitz sendromu
Spinal Muskular Atrofi (SMA)
Spinocerebellar Ataxia Tip 1
Wilson Sendromu
Wiskott Aldrich Sendromu
Zellweger Sendromu (PEX1 and PEX2)

HLA + Hemoglobin–Beta Lokus;HBB
HLA + Orak Hücre Anemisi
HLA + Adrenoleukodystrophy
Huntington Hastalığı
Ichthyosis Lamellar
Ichthyosis Vulgaris
Kabbe Hastalığı
Kistik Fibrozis (CF)
Leber Sendromu
Marfan Sendromu

 

DNA molekülleri, kalıtsal bilgilerin iletildiği ve saklandığı depolama merkezleridir. DNA’ların temelde iki tane ana görevi vardır. Bunlardan biri, kendine eş DNA’lar üretmek ve kalıtsal bilgilerin sonraki kuşaklara iletilmesini sağlamaktır. Diğer bir görevi ise mevcut kalıtsal bilgilerin RNA moleküllerine aktarılmasında rol oynamaktır. Kalıtsal bilgiler DNA’nın sadece belirli bölgelerinde muhafaza edilir. Bu bölgelere ‘gen’ adı verilir. Kromozom ve genlerden oluşan yapılara ‘Genetik Yapı’ adı verilmektedir. Bu yapılardaki hasarlar ve problemler de genel olarak ‘Genetik Hastalık’ olarak adlandırılmaktadır.

Tek gen hastalıkları, bir gen’in üzerinde belirli bir bölgede olan hasarlardan ve defektlerden dolayı kaynaklanır. Bir kısım tek gen hastalığının genin hangi bölgesinde oluştuğu bilinmekte, bazı hastalıkların ise gen üzerinde taramaları yapıldıktan sonra gen üzerindeki mutasyon tespit edilebilmektedir. Mutasyon tespiti yapıldıktan sonra, PGT yöntemi ile embriyo üzerinde genetik tarama yaparak sadece sağlıklı embriyoların kullanılması ve transfer edilmesi sağlanabilmektedir.

Her hastalık için özel tasarlanmış olan kimyasallarla birlikte tek gen analizi yapılabilmektedir. Tüp bebek tedavisi yapıldığı zaman oluşan embriyolardan elde edilen biyopsi, özel kimyasal solüsyonlara tabi tutulur ve belli başlı metodlar kullanılarak gen mutasyonları tespit edilir. Tek gen analizi yapılabilmesi için FISH, Array CGH veye Yeni Nesil Dizileme metodları kullanılabilir. Bu yöntemler aşağıda detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Tek gen hastalıklarının embriyo seviyesinde analiz edilebilmesi için hastalarımızın Kıbrıs’a iki kez gelmesi gerekir. Birinci ziyarette hastanın periferik kan örneği alınır ve kan örneğinden mutasyon tespit çalışması yapılır. Tespit edilen mutasyon biliniyor olsa bile, mutastonun mutlaka kesinleştirilerek, analizin o şekilde yapılması uygun görülür. Mutasyonun tespitinin ardından bu mutasyonu tanıyabilecek kimyasallar hazırlanır. Bu hazırlık aşaması birkaç aylık bir aşamadaır.

İkinci kez gelineceği zaman, tüp bebek tedavisi de planlanır ve hasta ikinci kez merkezimize geldiğinde tüp bebek ve PGT tedavisi uygulanır. Şayet hasta ileri yaşta ise veya yumurtalık rezervi azalmış ise, hastaya iki kez yumurta yoplama işlemi de önerilebilir ve bu sayede çok sayıda embriyo elde edilerek yapılacak PGT analizi sonucunda sağlıklı embriyo bulma ihtimali artırılır.

Tek gen hastalığı olmayan kromozomal bozukluklarda ise hastaların bir kez merkezimize gelmeleri yeterli olur.

2. Bilinen Hastalık Olmadığı Durumlarda Tüm Kromozomların Analiz Edilmesi:

Pre-implantasyon genetik tanı değil de, daha çok pre-implantasyon genetik tarama (inceleme) olarak adlandırılıması gereken bu analiz, kromozomların genel olarak normal yapıda olup olmadıklarına bakan bir analizdir. Gen seviyesinde bir incelemeye müsade etmediği için tek gen hastalıklarında uygulanabilen bir yöntem değildir. Pre-implantasyon genetik tanı ve pre-implantasyon genetik tarama arasındaki en temel fark, pre-implantasyon tanı uygulaması, bilinen ve ailede boy gösteren bir genetik rahatsızlığın tespit edilmesi için uygulanır. Pre-implantasyon genetik tarama, daha çok sebebi bilinmeyen ve açıklanamayan infertilite olgularında, tekrarlayan düşükler (gebelik kayıpları) ve ileri hasta yaşından ötürü kaynaklanabilecek olası kromozom bozukluklarının tespiti için uygulanır. ​

Tekrarlayan gebelik kayıplarında veya tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında, bilinen bir genetik hastalık öyküsü olmadığı zaman, pre-implantasyon genetik inceleme ile kromozomların yapısı incelenir. Kromozomların teker teker veya sadece belli başlı kromozomların incelenebileceği bu yöntem ile, genel olarak düşüklere sebebiyet verecek durumdaki embriyoların elenerek kromozom yapısı olarak sağlıklı bulunan embriyoların transferi sağlanır. Kadınların birçoğunda hayatlarının bir döneminde gebelik kaybı olabilir. Hatta çok erken dönemde olan gebelik kayıpları bazen farkedilmez, sadece adette birkaç günlük bir gecikme olarak hissedilir. Bir kere hatta iki kere düşük yapmak, illa ki bir sorun olduğunun göstergesi değildir. Üç veya daha fazla, birbirini takip eden, 20 haftanın altındaki 500 gr.’ dan düşük ağırlıklı fetus kaybı tekrarlayan gebelik kaybı (TGK) olarak adlandırılır.

Tekrarlayan gebelik kayıplarında anne veya babadan gelen kromozom bozuklukları, erken dönem gebelik kayıplarının en sık rastlanan nedenidir. Tekrarlayan gebelik kaybı hikayesi olan tüm çiftlerde mutlaka genetik inceleme yapılmalıdır. Lakin, tekrarlayan düşüklerin ardında sadece genetik bir problem olmak zorunda değildir. Gebelik kayıplarına yol açan birden fazla faktörün aynı zamanda bulunabileceği bilinmelidir. Erkek ve kadının karyotip analizi dışında, ‘Trombofili Problemleri (Kan Pıhtılaşma Bozukluğu) da tekrarlayan gebeliklerin arkasında önemli rol oynar. Trombofili problemi, genel anlamda kanda pıhtılaşma probleminin göstergesidir. Kanda pıhtılaşma problemi olan kadınlarda, pıhtı plasental dolaşımın içerisine de girebilmekte, ve bebeğin kalbini durdurabilmektedir. Bu tür durumlarda, gebelik öncesi ve sonrasında gerekli önlemler alındığı takdirde düşük yapma riskini en aza indirme şansımız olur.

Başarısız tüp bebek denemelerinden sonra başarısızlık nedenleri araştırılmalı ve uygun tedavi yöntemi bulunmalıdır. Ancak kadının yumurta kalitesinde ve erkeğin sperm parametrekerinde bir sorun yoksa, oluşan embriyolarda bir problem görülmemişse, yine kadına yapılan infertilite test ve tetkiklerinde servikal veya rahim bazlı bir problem bulunmamışsa, bu durumda gebelik elde edilememesinin ardında genetik bir sebep olduğu ihtimali atlanmamalıdır. Kadın ve erkek için genetik bir hastalığa neden olabilecek bir sorunun olup olmadığını anlamak için karyotip analizi (kromozom analizi ) yapılmalıdır. Normal karyotip, erkeklerde 46XY, kadınlarda ise 46XX’dir. Genetik rahatsızlıklar (kromozom eksikliği veya fazlalığı), kişinin görüntüsü ve/veya zekası itibarı ile belli olur. Karyotip analizinde kromozomlar sayısal ve yapısal olarak değerlendirilir ve infertilite açısından bir problem olup olmadığı tespit edilir. Karyotip analizinde illa ki sorun gözlemlenmeyebilir. Erkek ve kadın normal genetik yapıya sahip olabilir fakat oluşan embriyolarda belli başlı sorunlar olabilir. Bu tür durumlarda tüp bebek tedavisi ile birlikte genetik tanı yapılması önemlidir.

35 yaş üzeri kadınlarda gebelik planlanırken, yumurta yaşlanmasına paralel olarak meydana gelebilen genetik rahatsızlıkların önüne geçebilmek için kullanılır. Bu sayede, down sendromu gibi yumurta yaşına bağlı görülen genetik anomalilerin önüne geçilebilir.

X-kromozomuna bağlı kalıtımsal hastalıklarda, cinsiyet seçimi için pre-impantasyon genetik inceleme yöntemine başvurulabilir. Tüm kromozomların yapısını inceleyebilen bu yöntem, aynı zamanda X ve Y kromozomlarını da tespit edebileceği için cinsiyet seçmek içinde uygulanabilen bir yöntemdir. KKTC yasaları uyarınca genetik bir rahatsızlık söz konusu olmadan sadece aile planlaması için PGT kullanımı uygun değildir. Cinsiyet seçimi tedavi yöntemlerimiz için ‘Cinsiyet Seçimi‘ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Pre-İmplantasyon Genetik Tanı Hangi Yöntemlerle Yapılır?

  1. FISH: En ilk bulunan ve hala daha etkin olarak kullanılan genetik tanı yöntemidir. Basit ve çabuk sonuç verebilmesi, hala daha yaygın olarak kullanılmasının sebeplerinden biridir.
  2. Array CGH: FISH metodundan bir sonra geliştirilen bir genetik tanı yöntemidir. FISH’den farklı olarak, sadece önceden belirlenmiş kromozomları incelemek yerine, tüm kromozomların incelenebilmesine olanak verir.
  3. Yeni Nesi Dizileme (Next Generation Sequencing): Yeni nesil dizileme tekniği, Kuzey Kıbrıs’ta İLK ve TEK olarak merkezimiz Kıbrıs Tüp Bebek Merkezinde uygulanmaktadır. Tek genetik ve erken tanı laboratuvarına sahip olan merkezimiz, FISH ve MicroSort laboratuvarlarına ek olarak yeni nesil dizileme laboratuvarını da 2017 yılının Kasım ayında kurmuş bulunmaktadır. Array CGH ve FISH metodlarına ek olarak, yeni nesil dizileme metodunun oldukça önemli bir takım avantajları vardır. Bunlar:
  • Yeni nesil dizileme metodu ile, FISH ve array CGH metodlarına oranla oldukça daha hassas ve doğru tespitler yapılma şansı vardır.
  • Yeni nesil dizileme metodu, FISH ve array CGH yöntemlerine ek olarak hücresel bazda mitokondri miktarını tespit edebilmektedir. Hücrenin enerji kaynağı olarak da bilinen mitokondri, hücrenin sağlıklı büyümesini ve gelişmesini sağlar. Mitokondri defektleri durumunda bebeklerde belli başlı sorunlar gözlemlenir. Next generation sequencing metodu bu tür durumlarda avantaj sağlar.
  • Yeni nesil dizileme metodu kullanımı, array CGH metoduna oranla çok daha düşük seviyelerdeki mozaiklik durumlarını tespit edebilir. Embriyo mozaikliği (embriyonik mozaisizm) embriyodaki hücrelerin farklı genetik yapıda olmasına denir. Normal şartlarda vücudumuzda bulunan tüm hücreler aynı genetik yapıya sahip olmalıdırlar. Hücreler arasında genetik farklılıkların bulunması, hem genetik olarak ileriki yıllarda belli başlı rahatsızlıklara sebebiyet verebilir, hem de tüp bebek tedavisi aşamasında embriyonun düzgün tutunmasını engelleyebilir. Açıklanamayan infertilite olgularında mozaik embriyoların varlığının bir rol oynadığını biliyoruz. Bu tür durumlarda yeni nesil dizileme metodunu kullanarak, mozaisizm içeren embriyoları eleyerek, genetik olarak bütünlük sağlayan embriyoların transferini planlama şansımız olur.

Klinik çalışmalarda da gösterilmiş olduğu gibi, yeni nesil dizileme metodu, embriyo tutunma oranlarını artırmakta, açıklanamayan gebelik kayıplarını azaltmakta ve genel olarak tüp bebek tedavilerinde başarıyı artırmaktadır.

PGT Tedavisinden Önce Neler Yapılmalı?

PGT kendi başına bir tedavi yöntemi değildir. PGT uygulaması için hastanın tüp bebek tedavisi görmesi gerekmektedir. Bu yüzden standart tüp bebek tedavilerindeki prosedürler ne ise, PGT uygulamasında yapılacak olan işlemler de birebir aynıdır. Buna, kadın ve erkek için istenilecek test ve tetkikler, ilaç kullanımı ve yapılacak olan muayeneler de dahildir. Bu işlemler hakkında daha detaylı bilgi için ‘​​Tüp Bebek ve Mikroenjeksiyon’ tedavisi bölümümüzü ziyaret edebilirsiniz.